Det Norske Veritas (DNV) tarafından hazırlanan Körfez Bölgesinde Yenilenebilir Enerjinin Yükselişi Görüş Raporu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da (MENA) enerji dönüşümünün geleceğine ilişkin öngörüler ile bölgedeki seçili projelere genel bir bakış sunmaktadır.
Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde enerji dönüşümünde öne çıkan ülkelerden biridir.
DNV Energy Transition Outlook 2026: Rise of Renewables in the Gulf Region, Türkiye’yi MENA bölgesinde enerji dönüşümünü en hızlı ilerleten ülkelerden biri olarak konumlandırmaktadır.
Güçlü yenilenebilir enerji kapasitesi, iddialı politika hedefleri ve yaklaşan ETS uygulaması, Türkiye’nin hem bölgesel hem de Avrupa ile entegre bir enerji dönüşüm yolu izlediğini ortaya koymaktadır.
Aşağıda raporda öne çıkan temel bulgulara yer verilmektedir:
Nükleer Enerji
MENA bölgesinde hâlihazırda yalnızca İran ve Birleşik Arap Emirlikleri nükleer kapasiteye sahip olmakla birlikte, Türkiye nükleer enerji yatırımlarında en ileri aşamadaki ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye’nin ilk nükleer santral projeleri, MENA bölgesinde en gelişmiş aşamaya ulaşan projelerden biri olarak değerlendirilmektedir.
Hidroelektrik Enerji
Hidroelektrik, MENA bölgesinde hâlen en önemli yenilenebilir enerji kaynağıdır. Türkiye ve Mısır, bölgedeki en büyük hidroelektrik kapasitelere sahip ülkelerdir. Rapora göre hidroelektrik üretiminin mutlak değeri büyük ölçüde sabit kalacak olsa da, toplam elektrik arzının hızla artması nedeniyle hidroelektriğin elektrik üretimi içindeki payı zamanla azalacaktır. 2060 yılı itibarıyla MENA’da hidroelektriğin payının %2’ye düşmesi beklenmektedir.
Rüzgar Enerjisi
Türkiye, rüzgâr enerjisinde MENA bölgesinin lider ülkeleri arasında yer almaktadır. Raporda, Türkiye’nin mevcut rüzgâr kurulu gücünün yaklaşık 13 GW olduğu ve bu kapasitenin MENA genelindeki toplam rüzgâr kapasitesinin önemli bir bölümünü oluşturduğu belirtilmektedir. Özellikle kara rüzgârı açısından güçlü bir potansiyele sahip olan Türkiye, Mısır ile birlikte bölgede rüzgâr enerjisinin yaygınlaşmasında öncü rol üstlenmektedir.
Politika Hedefleri ve Yenilenebilir Payı
DNV’nin Energy Transition Outlook sonuçlarına göre Türkiye, yenilenebilir elektrik üretiminde iddialı hedeflere sahiptir. Raporda, Türkiye’nin 2035 yılı itibarıyla elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payını %65’e çıkarmayı hedeflediği belirtilmektedir. Bu hedef, MENA bölgesindeki en yüksek yenilenebilir oranlardan biri olarak öne çıkmakta ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne stratejik önem verdiğini göstermektedir.
ETS, CBAM ve Sanayi Üzerindeki Etkiler
Raporda Türkiye’ye özel olarak dikkat çekilen bir diğer başlık, emisyon düzenlemeleridir. Türkiye’de bir Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) 2026 yılında yürürlüğe girmesi ve enerji ile imalat sektörlerinden kaynaklanan emisyonların yaklaşık %44’ünü kapsaması öngörülmektedir. Bunun yanı sıra, Körfez ve MENA bölgesindeki sanayiler için olduğu gibi Türkiye’deki sanayi de AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi bölge dışı düzenlemelerden dolaylı olarak etkilenmektedir. Bu çerçevede, özellikle Avrupa’ya ihracat yapan sektörlerde düşük karbonlu üretimin belgelenmesi önem kazanmakta; yenilenebilir enerji alım anlaşmaları (PPA’lar) temiz elektrik tedarikini kanıtlamada kritik bir araç olarak öne çıkmaktadır.